MHP’li Halaçoğlu’ndan referandumda ’hayır’ çağrısı

MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, “Anayasa değişikliğinde ne Cumhuriyet için ne Türkiye’nin bekası için ne de Türk milletinin geleceği için ‘evet’ denecek bir madde yoktur” dedi.

MHP’li muhalifler, eski ve yeni milletvekilleri ile eski ülkü ocakları başkanlarından oluşan ’Hayır Platformu’, referandumda ’hayır’ kampanyasını bugün Ankara’da Yenimahalle Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezinde başlattı.

Burada konuşan MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, “Söylendiği gibi ne istikrar gelecek, ne terörün son bulması ne de yönetimdeki kargaşa ortadan kalkacak. Zira 14 yıldır büyük çoğunlukla tek başına iktidar olanlar aslında istikrarsızlığın asıl sebepleridir. Bu dönemde milli değerler ayaklar altına alınmış, Cumhuriyetin tüm kazançları bir çırpıda silinmiş, toplum kutuplaştırılmıştır. Bu sebeple bu anayasa değişikliğinde ne Cumhuriyet için ne Türkiye’nin bekası için ne de Türk milletinin geleceği için ‘evet’ denecek bir madde yoktur” ifadelerini kullandı.

Halaçoğlu, “Zaten beka sorunu varsa durum acildir, beka sorununu çıkaranlar ise 14 yıldır ülkeyi yönetenlerin ta kendileridir” diyerek, şunları kaydetti:

“Dolayısıyla beka sorununu ortaya çıkaranların bunu çözmelerini beklemekte akla ziyandır. Öte yandan kaldı ki beka sorunu acilse neden anayasa yürürlüğe girmesi 2019’a bırakılmıştır. Herkes bilmektedir ki aslında Türkiye’nin bir beka sorunu yoktur ve bu durum uygulamanın 2 yıl sonraya bırakılmasından da anlaşılmakta ve anayasayı savunanlarca da teyit edimli olmaktadır. Bu da demektir ki anayasa değişikliği Türkiye’nin bugün için ihtiyacı olan bir kanun değişikliği değildir aksine bu anayasa demokratik parlamenter sistemi ortadan kaldıran, yargıyı, yasamayı ve yürütmeyi tek kişide toplayan bir nitelik taşımaktadır. Dolayısıyla kuvvetler ayrılığına dayanan başkanlık sistemiyle de alakası yoktur. Bu anayasa değişikliğiyle Başbakanlık kalkmaktadır, yürütmenin başı Cumhurbaşkanı olacaktır, Cumhurbaşkanları partili olacaktır, Bakanlar Kurulu Cumhurbaşkanınca Parlamento dışından atanacaktır. Bakanlar Kurulu, yani hükümet Meclis’ten güvenoyu almayacaktır, Cumhurbaşkanı yardımcılarını kendi atayacak, Cumhurbaşkanı yardımcıları ilkokul mezunlarından da atanabilecektir. Hükümetin icraatlarını denetleyecek bir merci olmayacaktır, dolayısıyla hükümeti yanlış icraat sebebiyle düşürmek mümkün değildir.”

“Cumhurbaşkanı için böyle bir soruşturma mümkün müdür? Diyelim ki Yüce Divan’a gönderildi, 15 üyesinden 12’sinin Cumhurbaşkanınca atandığı yani kendi atadığı hakimler, Anayasa Mahkemesi bu nasıl yargılayacaklar?” diyen Halaçoğlu, “Milletvekili sayısı çok ihtiyaç olduğu için 600’e çıkarılmıştır. Cumhurbaşkanı tek başına Meclis’i feshedebilecek ve seçim kararı alabilecektir, bunu Meclis ancak 360 milletvekilinin onayıyla yapabilmektedir. Bütçe, Cumhurbaşkanınca hazırlanacak, Meclis onay vermezse bir öncekinin bütçesi enflasyon derecesi arttırılarak uygulanacaktır. Yani Meclis’in bu konuda da yetkisi kalkmıştır. Üst düzey yargı mensupları ile tüm bürokratları atayacak ve görevden alabilecektir. Cumhurbaşkanı yürütme ile ilgili konularda Kararname yani Kanun çıkarabilecektir, büyükelçileri atayacaktır, milletler arası anlaşmaları tek başına onaylayacaktır. Tek başına alacağı kararla Türk Silahlı Kuvvetlerini kullanacaktır. Milli güvenlik politikaları da Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecektir. Meclis’in çıkaracağı kanunları Cumhurbaşkanı yayınlayacaktır. Cumhurbaşkanı doğrudan Olağanüstü Hal ilan edebilecektir, Cumhurbaşkanları en çok 5’er yıllık iki dönem yapabilir denmesine rağmen ikinci dönemin dolmasından önce erken seçim kararı alındığı taktirde görevdeki Cumhurbaşkanı üçüncü kez aday olabilecektir, dördüncü kez olmadığı yazmadığına göre bu böyle devam eder gider. Görüldüğü üzere Cumhurbaşkanı bir Başkan değil Başkan ötesinde tüm yetkileri elinde tutan tek adamdır. Geçmişte padişahların bile böyle bir yetkisinin olmadığı, en azından yargıya müdahale edemedikleri gerçektir. Bunun benzerleri Suriye’de, Irak’ta Esad ve Saddam’ın Baas Yönetimi’nde görülmektedir. Kaldı ki bu anayasa maddelerinin uygulanması halinde Türkiye çok daha büyük problemlerle karşı karşıya kalacaktır. İstikrar için yapılan anayasa istikrarsızlığı getirecektir. Dolayısıyla bu tür olumsuzlukların giderilebilmesi için muhtemelen Seçim Kanununda değişikliğe gidilecektir. Çözüm ise partili bir Meclistir” açıklamasında bulundu.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol