Hayatımızın yalnızca döngüden ibaret olduğunu düşündünüz mü hiç?  Herkes kendi görüşlerine ve bilgisine sahiptir; ama yine de benim için hayat yalnızca döngüden ibaret. Düşünsenize öncelikle hayatımızdan eksilenler var bir de bu dünyanın sahte güzelliğine aldanıp yeni doğanlar, yeni doğanlar elbet ki herkesi mutlu eder. En çokta bir annenin evladına kavuşmasıdır bu dünyada ondan mutlu hiç kimsenin olmadığını düşünür ama bir anne o an hatırlamaz ki ; ‘bu dünyada her saat 15 bin kişi doğarken 6 bin kişinin de öldüğünü’. Belki de hayatımızdan bir can eksilirken, başka bir insana yeni bir mutluluk ve umut kapısı doğuyordur. Fakat yine de ne ölenlere saygımız oluyor, nede yeni doğmuş hatta gözünü bile daha açamamış minik canlara saygımız oluyor. Hiç kimse saygıyı savunmamalı ben saygı duyuyorum dememeli, çünkü: Biraz olsun içimizde saygı kırıntıları bulunsaydı dünyamız bu durumda yani büyük bir karmaşa döngüsünün içinde olmazdı.
Evet; yeni bir tez atıyorum ortaya bu dünyada ölen insanların yerine, minik canlar geliyor. O bebek doğsun diye başka bir kişi canından ödün veriyor, ama siz ise bu duruma; süresi dolan gidiyor diyorsunuz. Hayır, süresi dolan değil, yeni doğanlar için gidiyoruz aslında, fakat iyimi yapıyoruz? O kısım tam bir münazara…

Ölüm Allahtan gelen bir şeydir, ona karşı gelemeyiz; kazasına ve kaderine inanırız. Yine de tüm bunları düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Karmaşa döngüsü olarak adlandırdığım bu düşünceyi herkes mantıklı bulmayabilir en başta dediğim gibi herkes kendi görüşlerine ve bilgisine sahiptir.

Hiç düşünmez misiniz, merak etmez misiniz siz her konuda bir döngü vardır; gece ve gündüz bile bu döngünün en başında yer alır, duygularımızda böyledir bence. Yeri gelir susarız, yeri gelir hiç durmadan konuşuruz biz istediğimiz için veya istemediğimiz için değildir. Bu bir mecburiyettir çünkü: nasıl ki bir insan hiç konuşmadan duramaz ise yine aynı şekilde sürekli susarak da duramaz, dedim ya mecburiyet, mecburiyetlerimiz ve ihtiyaçlarımız olmasa tek bir döngü bile oluşmaz.

Düşünün! Sürekli kış mevsiminde yaşamayı durabilir miyiz ki? Ya da sürekli yaz mevsiminde olmayı? Bizler yemeklerimizi bile birer döngü halinde yemeye çalışıyoruz sabah, öğle ve akşam diye. Evrenin dünya üzerindeki döngüsünü geçtim, yaşam biçimimizde yemek şartlarımız ve saatlerimiz bile var.

Düşünün! Dedenizi veya büyükannenizi bir gün bizde onlar gibi olmayacak mıyız? Hiç düşünmez misiniz belki de onlar gibi olabilmemiz için önce onların bu hayattan gitmesi gerekiyor (Allah istediği sürece).

Düşünün! Duygularımız bile döngü halinde nefreti, acıyı, aşkı, mutluluğu vb. bunların tümünü sırayla yaşamıyor muyuz hayatın bize sunduğu olaylar karşısında?

Bizler her şeyi bu dünyada döngü halinde yaşıyoruz. Doğmamızdan, ölmemize kadar her şey sadece ince bir çizgi de. Akıbetimizi merak ediyorum doğrusu. Hangi zamana kadar hayatımızın farkına varacağız tam bir muamma, benmerkezci davrandığımız sürece bizde bu karmaşık döngü içerisinde kaybolup gideceğiz ve hiçbir sonuç elde edemeyeceğiz, bu dünya da yapmamız gereken; karmaşık döngüye kapılmamak varlığımızın bilincinde olup her günü farklı yaşamak.
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner5

banner36